Sayfalar

25 Kasım 2012 Pazar

Suriye'deki Savaş, Kimin ve Neyin Savaşı

Suriye'deki Savaş, Kimin ve Neyin Savaşı
Artık her iki tarafın söyledikleri ile realitenin kendisini inkar etme cüretinin sınırına dayanmış durumdayız. Birinci gruptaki “Özgür Suriye Ordusu”ndan kopamayanlara şunu söylemek lazım: Bu “özgür” ordu, iddia ettiği gibi özgür ise, iradesini Amerika’ya, Türkiye’ye, Avrupa’ya, Suudi’lere ve Katar’a ve hatta İsrail’e nasıl teslim eder?
Suriye’de rejime karşı bir devrim savaşı verildiğini zannedenler de, bu savaşın kısa zamanda sona ereceğini zannedenler de kesinlikle yanılır. Şu anda Suriye topraklarında devam eden savaş, birçok ülke hesabına yürütülen bir vekalet savaşıdır. Birçok Arap ülkesi, bölgesel ve aynı zamanda küresel güçlerin bu savaşı, yemek tarifi gibi basit tanımlanamaz.
Bu savaş için sadece “rejime karşı devrim savaşı” gibi bir tanımlama ile yetinirsek, korkunç olanı basitleştirmiş oluruz. Şu anda Suriye’de devam etmekte olan bu savaşı, yakıcı bir küresel savaş olarak tarif etmek zorundayız. Kesinlikle emin olduğumuz bir şey var ki, hemen durdurulmazsa, sadece Suriye ile sınırlı kalmayacak, başta Suriye’nin komşuları olmak üzere birçok ülkeyi ateşin işine sürükleyecektir. Bu ateş asla onlardan uzak değildir. Kendimize sormamız gereken şey şu: Orada kimler savaşıyor? Ve neden bütün bu ülkeler şiddeti kesintisiz körüklüyor? Emin olduğumuz tek şey, orada yürütülen bir cehennem savaşıdır ve asla iktidarı ele geçirme mücadelesi değildir. Oradaki “devrimciler”, Özgür Ordu (kendilerini böyle adlandırıyorlar) arkalarına Amerika, İsrail ve bölgedeki işbirlikçi Arap ülkelerini almış bir gruptur. Buna karşın oradaki yönetim de İran, Rusya, Çin, Irak ve birkaç Arap devletini arkasına almış durumda. İki taraf da kendi başarısızlığını kabul etmiyor. Birinci takımın bayrağına sarılmış olanlar, sınırsız silah ve para desteğinden geri durmuyor. İkinci grup ise mevcut yönetimi meşru kabul edip diğer tüm ülkeler tarafından desteklenmesini istiyor.
Fakat şimdi artık her iki tarafın söyledikleri ile realitenin kendisini inkar etme cüretinin sınırına dayanmış durumdayız. Birinci gruptaki “Özgür Suriye Ordusu”ndan kopamayanlara şunu söylemek lazım: Bu “özgür” ordu, iddia ettiği gibi özgür ise, iradesini Amerika’ya, Türkiye’ye, Avrupa’ya, Suudi’lere ve Katar’a ve hatta İsrail’e nasıl teslim eder? Hatta Birleşmiş Milletler hukuku ve uluslararası sözleşmeleri hiçe sayarak ülkenin eskilerde ceremesi çok çektiği açık işgalin çağrısını nasıl yapar? Benzeri görülmemiş bir hamlıkla BM’ye üye devletlerden Suriye’ye açık müdahale yetkisi verilmesini talep ediyor. Suriye’de çatışan bu devletler kendi ülkelerinde demokrasi mi uyguluyorlar? Bu nezih ve dürüst hükümetler, kendi halklarının iradesini mi temsil ediyorlar?
Bu öyle bir “devrim” ki, Suud ve Katar tarafından destekleniyor. Hele ki bu ikili diktatörlüğünü piramidin tepesine kurmuş, Amerika’nın hegemonyası ve sömürgeciliğinin gölgesine korkakça uzanmış vaziyette, her türlü yolsuzluk ve yozlaşmanın içinde. Ve utanmadan Suriye’deki rejimin düşürülmesini istiyorlar. Neden? Suriye’deki sistem bozuk ve diktatörceymiş. Bu rejimin daha iyisi gerekmiş.
Peki Suudi Arabistan orada savaşı neden destekliyor olabilir? Esad rejimi ile hesaplaşması var. Çünkü Esad, Lübnan ve Gazze savaşı sırasında onu kaypaklıkla suçlamıştı. İkincisi oradaki yönetim Alevi. bu yüzden bu “kâfir” yönetimi devirmek gerekir. Ama asıl hedef Suriye’yi ve ordusunu yok etmektir. Hatta arkasından İran ve Hizbullah daha kolay elensin. Ama şu an Beşşar, Suud rejimini destekleyen “Gelecek Hareketi’ne karşı Hizbullah’ın yanında yer alıyor. İşte bütün bu sebepler, Suudi’lerin, hevesle Esad karşıtı bir tutum almalarını açıklamaz mı? İsrail, Beşar’ın devrilmesini desteklediğini ilan etti. Şimdi bu duruma güler misin, ağlar mısın?
Şimdi Özgür Suriye ordusu kalkmış, hoşgörü ve ahlaktan bahsediyor, Araplar’ın sempatisini kazanmayı bekliyor. Adil yargılama olmaksızın esir Suriye askerlerini idam etti, çatılardan canlı canlı insanları attı. Bunun adı asla özgürlük olamaz. Kadın ve çocukları kaçırmak, kaybetmek, çatılardan keskin nisancı atışları yapmak, rejime karşı ucuz bir propaganda için sivilleri katletmek… Bunun özgürlük olduğunu sanmıyorum. Kaldı ki, Suriye ordusu dedikleri, kendi akrabaları, belki de kardeşleri. Hepsi bir ailenin oğulları, vatandaşları. Nasıl yargısız-mahkemesiz toplu idam eder, bu kadar soğukkanlılıkla çekimler yapıp videolarını dağıtırlar?

Ben, devrimin en azından ordu tarafından desteklendiğini biliyordum. Ama gördük ki, ordu “kahraman devrimcilerle” değil, Suriye’yi ayakta tutan güçmüş. Birkaç gün önce BBC İngiliz haber kanalı muhabirinin olay yerinden aktardığı bir haber gördüm. Görüntüde binaları bombalayan bir savaş uçağını gösteriyor. Tahrip olmuş binaların fotoğraflarını çekerken, enkazdan bazı sivillerin cesetlerini, zavallı yoksulların halini gösteriyor. Ve sonra muhabir, binanın sahibiyle röportaj yapıyor, güya o bina sahibi, Özgür Suriye Ordusu destekçisi. Fakat adam Özgür Suriye Ordusunu suçluyor. Muhalefete katılması için kendisine baskı yapıldığını, reddettiği için de “Özgür Ordu”nun uçak savarla evini ailesinin üstüne yıkma amaçlı saldırdığını söylüyor. (İngiliz muhabirin senaryosu tutmamış tabii) Buna silahsız sivil insanların kaybını ekleyin ve hesap edin. Bu öldürücü savaşın her iki tarafının da kurbanları siviller. Evlerinden olmaları, kanlarıyla, hayatlarıyla ödedikleri bedelleri düşünün. Ne için? Onları kanallardan izleyenler, sanki insan değillermiş gibi ölümlerini seyrediyorlar.
Peki uygun çözüm nedir?
Çözüm için tek bir şey kalıyor: Bu krizin derinleşmesine sebep olan devletlerin bu savaşçılara icat ettikleri bayraklarla birlikte, yaptıkları para ve silah desteğini bir an önce durdurmak gerek. Ve herkesi, öldürerek değil, diyalog yoluyla kendi talepleri için bir masaya oturmaya teşvik etmek…
Suriye’nin mevcut yönetiminin de, ülkesinin her tarafından sızan dış destekli bu saldırılara karşı kendi sınırlarını koruma zorunluluğu ile uğraşırken, saldırılar karşısında insanlarını koruyamama zayıflığına düşmemek için, barışçıl süreci başlatması önemlidir. Bu savaş, sadece Suriye savaşı değildir. Bu nedenle bütün dünya, müzakere için mücadele etmelidir. Yaklaşık iki yıldır devam eden bu çatışmanın sona ermesi için bundan başka akıl ve mantık yolu yoktur. Ufukta görünen tek çözüm yolu budur.
Reşid Ali
[Arab Times’taki Arapça orijinalinden Hamide Yiğit tarafından 5deniz.net (Sendika.Org) için çevrilmiştir]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara